Skip to content
Rehber

Kapadokya çekimine ne getirmeli: kıyafet ve hazırlık rehberi

Kapadokya çekimine ne getirmeli? Manzarayla konuşan renkler, akışkan kumaşlar, gündoğumu için katmanlar ve çift uyumu üzerine bir fotoğrafçının kıyafet ve hazırlık rehberi.

Kapadokya'da tuz gölü ışığında akışkan kumaşlı editoryal bir çekim

Bir çekimden önce bana en çok sorulan şey fiyat değil, tarih değil; “ne giysem?” oluyor. Ve bu beni her seferinde sevindiriyor, çünkü doğru soru. Kapadokya’da kıyafet bir kostüm değil; çerçevenin yarısı. Manzara zaten güçlü, ışık zaten kendi işini yapıyor. Kıyafetin görevi bu ikisiyle yarışmak değil, onlara yaslanmak. Bu rehberde yıllardır çiftlere, gelinlere ve ailelere söylediğim şeyleri bir araya getirdim: valize ne koyarsanız o sabah kendinizi o kadar rahat hissedersiniz.

Manzarayla konuşan renkler

Kapadokya’nın toprağı zaten bir palet: kum, kayrak, soluk pembe, kül grisi, kirli beyaz. Ben kıyafeti bu paletin içine yerleştirmeyi seviyorum, karşısına değil. Toprak tonları, pastel renkler ve kırık beyaz burada neredeyse hep çalışıyor; vadinin kendi renginden doğmuş gibi duruyor.

Kaçınmanızı istediğim tek şey var: yoğun, küçük desenli kumaşlar. Sık çizgiler, minik çiçekler, keskin logolar fotoğrafta huzursuz bir titreşim yaratıyor — göz kıyafete takılıyor, yüzünüze değil. Neon ve parlak saf renkler de cilde yeşilimsi ya da kırmızımsı bir yansıma bırakabiliyor. Sade, tek renk ya da yumuşak geçişli kumaşlar ise o kadar “sade” ki sonunda en zarif duran seçim oluyor.

Kumaş ve hareket

Kapadokya’da rüzgâr eksik olmaz; ben onu düşman değil, ortak olarak görüyorum. Akışkan kumaşlar — şifon, ipek, keten, dökümlü tüller — en küçük esintide bile canlanıyor. Duran bir kare birden hareketli bir ana dönüşüyor: eteğin savrulduğu, kumaşın uçtuğu o an çoğu zaman seçkinin en sevdiğim karesi oluyor. Sert, kalıplı, dik duran kumaşlar ise ne kadar pahalı olursa olsun fotoğrafta cansız kalıyor.

Bu yüzden özellikle gelin ve çift çekimlerinde uzun, hafif, uçan parçalar öneriyorum. Uçan elbise fikrini merak ediyorsanız flying dress çekiminin ne olduğunu ayrı bir günlükte anlatmıştım; oradaki mantık aslında her çekim için geçerli: kumaş ne kadar hafifse, ışık ve rüzgâr o kadar çok şey yapıyor.

Gündoğumu soğuğu ve katmanlar

Balonlu bir gündoğumu için sahada saat beşte oluruz ve o saat — yazın bile — beklediğinizden soğuktur. Sonra güneş yükselir, bir saat içinde ısınırsınız. Bu yüzden katman en iyi dostunuz. İnce bir palto, dökümlü bir şal, üstten çıkarılabilen bir hırka hem sizi ısıtır hem de fotoğrafa yeni bir doku katar.

Şalı ya da paltoyu asla “sadece üşümemek için” düşünmeyin. Omuza atılmış bir palto, rüzgârda tutulan bir şal — bunlar kareyi taşıyan detaylar. Getirin; kullanmasak bile elimizin altında dursun.

Ayakkabı: görünmeyen ama belirleyici

Vadilerde yürürüz. Toprak, taş, iniş çıkış… Bu yüzden ayağınıza çekim boyunca rahat, düz bir ayakkabı öneriyorum — çoğu karede ayak zaten görünmüyor. Topuklu ya da özel bir ayakkabıyı sırf birkaç yakın kare için getirin, ama vadiden vadiye onunla yürümeyin. Ayağı acıyan bir insanın gerginliği yüzüne, duruşuna, omzuna hemen yansıyor; kamera bunu affetmiyor. Rahat ayakkabı, aslında sessiz bir poz tekniği.

Saç ve rüzgâr

Rüzgârı ortak yaptığımızı söylemiştim; ama bu, saçın tümüyle savrulmasına razı olmak demek değil. Çok sıkı, çok sabitlenmiş saçlar rüzgârda tuhaf, kırık şekiller alıyor; tamamen açık bırakılan saç ise yüzü kapatabiliyor. İkisinin arası — yumuşak toplanmış ya da bir yana alınmış, biraz hareket payı bırakılmış saç — en güvenlisi. Yanınızda küçük bir toka, bir tarak, ince bir sprey bulunsun; kareler arasında saniyeler içinde toparlarız.

İki kişi, tek palet

Çift ve aile çekimlerinde en sık yapılan şey, herkesin tıpatıp aynı rengi giymesi. Aynı beyaz gömlek, aynı mavi kot, fotoğrafta üniforma gibi duruyor. Ben “birbirini tamamlayan ama aynı olmayan” yaklaşımı seviyorum: aynı sıcaklıkta, komşu tonlardan seçilmiş iki üç renk. Biri kırık beyaz, diğeri kum; biri açık kahve, diğeri soluk yeşil. Böylece iki kişi birbirine ait görünüyor ama her biri kendi kalıyor. Çift çekimlerinin nasıl ilerlediğini çift paketleri sayfasında görebilirsiniz; kıyafeti hep çekimden önce birlikte konuşuyoruz.

Mevsime göre küçük notlar

Kapadokya dört mevsim çekim veriyor, ama her mevsim valizi biraz değiştirir. İlkbahar ve sonbahar en dengeli dönem: gündüz ılık, sabah serin, katmanlı gitmek yeterli. Yaz sabahları bile gündoğumunda serindir, öğle ise sert güneş; hafif, nefes alan kumaşlar ve tek bir katman işinizi görür. Kış çekimi bambaşka bir güzellik — karlı vadiler, buğulu nefes — ama o zaman sıcak tutan ama yine akışkan parçalar, kalın ama dökümlü paltolar seçeriz. Hangi mevsimin size göre olduğuna Kapadokya’da çekim için hangi mevsim üzerine yazdığım günlükte daha ayrıntılı değinmiştim.

Sonuçta valize koyduğunuz her parça, o sabah çerçeveye giren bir karar. Ne getireceğinizden emin değilseniz, tarihi ve kıyafeti çekimden önce birlikte planlayalım; manzarayı zaten tanıyorum, geriye sizi ona en rahat şekilde yerleştirmek kalıyor.